040  İlim, hikmet ve yenilikler


Değerli okuyucularım,

Yüzlerce insanımızın ölümüne sebep olan Soma Maden Ocağı faciası hepimizi çok üzdü. Bu faciadan kimler sorumlu ise mutlaka bulunup cezalandırılmalı ki bir daha bu tür şeyler olmasın. Resmi açıklamalara göre şehitlerimizin sayısı 301. Allah (c.c.) her birine rahmet ve mağfiret eylesin. Rasulullah (s.a.v.) Efendimiz, kanser, verem, yanma, boğulma, enkaz altında kalma gibi zor ölümlerle ölenlerin şehit olacağını bildiriyor. Rabbim hepsini bu makamla ödüllendirsin ve yakınlarına da metanet ihsan eylesin. Bizler ne kadar üzülürsek üzülelim asıl yüreği yananlar ölenlerin eşleri, çocukları, yakınlarıdır. Kor, düştüğü yeri yakar. Görüntülerdeki kazazede yakınlarının feryadları, yürekleri yaktı. Hele birinin kendi durumunu bir yana bırakıp "Mahmud kurtuldu mu? Mahmud'u kurtarın! Eşi hamile idi!" diye yakarışı hepimizin yüreklerini burktu. Bir insanın en sıkıntılı bir anında bile kendi nefsini bir yana bırakarak başkalarını düşünmesi, ne büyük bir insanî olgunluktur. İşte bu aziz Milletin görkemli tarihi, bu kardeşimizin bizlere bir kere daha varlığını hatırlattığı bu tür insanî davranışların sayısız örnekleriyle doludur.


# İlim ve hikmet

Değerli okuyucularım, geçen yazımda, Peygamber (s.a.v.) Efendimizin insanlığa bir "ebedî mutluluk reçetesi" olarak sunduğu İman ve İslam bilgileri, yani "din bilgileri" yanında, "Hikmet" adını verdiği maddî âlem ve sanatlarla ilgili diğer bilgilere de çok önem verdiğini; kendilerinin de bu konularda iyi bir gözlemci olduğunu örnekleriyle anlatmıştım. Şimdi sizlere sunacağım aşağıdaki hadis-i şerif, Rasulullah'ın bu konulara yaklaşımındaki temel anlayışı çok açık bir biçimde ortaya koymaktadır.

"Musa b. Talha babasından şöyle rivayet ediyor: Allah Resulü'yle birlikte hurma ağaçlarının tepelerinde duran bir topluluğa uğradık. Resul (s.a.v.); Bunlar ne yapıyor? diye sordu. Dedim ki: Onu aşılıyorlar; erkeği dişisine koyarlar da o aşılanır! Resul-i Ekrem: Bunun pek fayda getireceğini zannetmiyorum, dedi. O insanlara bu haber verilince aşılamayı bıraktılar da hurma ağaçları ürün vermez oldu. Resulullah (s.a.v.) bunu duyunca şöyle buyurdu: Eğer bu onlara yarar sağlıyorsa yapsınlar. Ben sadece bir zanda bulundum. Ama size Allah'tan bir şey haber verdiğimde onu muhakkak alın. Zira ben Allah'a karşı asla yalan söylemem." [Müslim, İbn-i Hanbel, İbn-i Mace]

Bu hadis-i şerifteki davranış ve sözleriyle Rasulullah Efendimiz, gözlem ve deneyle elde edilen fen bilgileriyle, Allahü Tealâ'nın bildirmesiyle öğrenilen din bilgilerini kesin sınırlarla birbirinden ayırmıştır. Allah'ın bildirmesiyle öğrenilen bir "hazır bilgi" olan "din bilgileri"nde kesinlik olduğunu ve Allah'tan bir haber verdiğinde bunun muhakkak alınması gerektiğini, ancak "hikmet" kabilinden, gözlem, deney ve tahmine dayalı olarak yaptığı tavsiyelerde ise baskın zannına dayandığını, yanılabileceğini, bu konularda doğru bilginin ancak herkesin kendi gözlem ve deneyimleriyle elde edilebileceğini ortaya koymuştur.

Bu hadis-i şerif aynı zamanda:

"O kendi arzusuyla konuşmaz. Onun her sözü vahye dayanır." [Necm 3, 4]

ayet-i kerimelerini de açıklamaktadır. Bu hadis ile, ayetlerdeki vahye dayanan sözlerin, Peygamber Efendimizin din ile ilgili sözleri olduğu, fenne ait sözlerinin ise böyle bir nitelik taşımadığı net olarak anlaşılmaktadır.


# Rasulullah, fennin temel yöntemini (denemeyi) öğretiyor

Değerli okuyucularım, şimdi sizlere bir hadis-i şerif daha sunacağım. Rasulullah, "size Allah'tan bir haber verdiğimde bunu muhakkak alın" diyerek kendisine Allahü Tealâ'nın vahyi olarak gelen ve insanlık için dünya ve ahıret hayatını kapsayan bir "ebedî mutluluk reçetesi" olan sözlerine muhakkak uyularak tüm insanların bunlardan en yüksek derecede yararlanmaları konusunda büyük bir titizlik gösterirken, bu hadis ile, bizlere, fen ve sanat ile ilgili işlerde de en doğru bilginin ancak deneyerek elde edilebileceğinin ipuçlarını da vermiş oluyordu. İşte o hadis:

"Eshâb-ı kirâm bir gün Peygamber (s.a.v.) Efendimize gelerek: Yemen'e gidenlerimiz orada hurma ağaçlarını başka türlü aşıladıklarını ve daha iyi hurma aldıklarını gördük. Biz Medîne'deki ağaçlarımızı babalarımızdan gördüğümüz gibi mi, yoksa Yemen'de gördüğümüz gibi mi aşılayalım? diye sordular. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz: Tecrübe edin. Bir kısım ağaçları babalarınızın usûlü ile, başka ağaçları da Yemen'de öğrendiğiniz usûl ile aşılayın. Hangisi daha iyi hurma verirse her zaman o usûl ile yapın, buyurdu." (İmam-ı Gazalî)

Değerli okuyucularım, hepiniz bilirsiniz ki, insanlık, bugün geldiği uygarlık seviyesini tamamen çağdaş bilim ve teknolojinin dayandığı "Deney" metoduna borçludur. Bu yöntem sayesinde, insanlık, içinde bulunduğu maddî âlemi daha yakından tanımak ve onun işleyişine egemen olan ilâhî kuralları keşfetmek olanağı bulmuştur. Yine o sayede ar-ge çalışmalarının kapıları sonuna kadar açılmş, günlük hayatımızı kolaylaştıran birçok yeni icadın ortaya çıkması mümkün hale gelmiştir.

Rasulullah (s.a.v.) bir yandan,

"Rütbelerin en üstünü, ilim rütbesidir." [Hadarat-ül-kuds]

diyerek "bilgi"nin ve daha geniş anlamda "bilim"in günlük hayatımızda temel öncelik olması gerektiğini vurgularken, diğer yandan da yukarıdaki hadis-i şerifte belirtildiği üzere, fen bilgileri alanında da "deney"in önemini vurgulayarak yüzlerce yıl öncesinden bizlere maddî âlemle ilgili bilgi edinmenin temel yöntem ve ipuçlarını veriyordu.


# Yeniliklere açık bir peygamber

Gerçekte Rasulullah, din işlerinde birçok konuda çok katı, titiz ve tavizsiz olduğu halde, maddî âleme ait dünyevî işlerde esnek ve yeniliklere açık bir kişiliğe sahip idi. Kendi döneminde yaşanılan birçok olgu, bunu kanıtlamıştır. İşte size birkaç örnek:

"Mescid-i Nebevi, önceleri yatsı ve sabah namazı vakitlerinde hurma dalları ve yaprakları yakılarak aydınlatılıyordu. Hicretin dokuzuncu yılında Temim heyeti ile birlikte Medine’ye gelen ve yanında birkaç kandil ile fitil ve yağ getiren Temim ed-Dari, bir Cuma gecesi hizmetçisine Mescid’de kandilleri direklere astırarak yaktırdı. Resulullah efendimiz Mescid’e gelince bunları kimin yaktığını sordu. Temim ed-Dari’nin yaptığını öğrenince ona şunları söyledi: Sen İslamı nulandırdın. İslamın mescidini süsledin. Allah da seni dünyada ve ahirette nurlandırsın.”

"Bu olay Resulullah efendimizi o derece memnun etti ki, Temim ed-Dari’ye kandilleri asan hizmetçisin adı sordu. Fetih olduğunu öğrenince onun adını Sirac (kandil) olarak değiştirdi."

"Hendek savaşında şehri savunmak için İranlıların savunma tekniği olan "hendek kazma" usulünü Selman-ı Farisi’nin teklifi üzerine kabul ederek, şehrin çevresine hendek kazdırmıştır."

"Yine Taif kuşatmasında İran’da "Mancınık" kullanıldığını bildiren Selman-ı Farisi’nin teklifi üzerine mancınık kullanmaya karar vermiş ve ona mancınık yaptırmıştır. Yezid bin Zem’a, Tufeyl bin Amr ve Halid bin Said gibi şahısların da mancınık getirdikleri ve kuşatmada kullanıldığı kaynaklarımızda kayıtlıdır."

"Bütün bu örnekler, Resulullah efendimizin toplumun faydasına olan, insan aklının ürettiği yenilikleri benimsediğini ve daha da geliştirilmesini teşvik ettiğini göstermektedir."[1]

Allah'a emanet olunuz.


----------------------------
[1] http://www.turkiyegazetesi.com.tr/mehmet-oruc/64980.aspx