002  Hedef: Köleler imparatorluğu


Değerli okuyucularım,

Bir süredir sizlere yazamadım. Önceki yazdıklarımı toparlamaya çalışıyorum. Bizler yaşlı insanlarız. Yetmişine merdiven dayadık. Türkiye'de erkeklerde ortalama ömür 71 yıl imiş. Ne olur, ne olmaz, bakarsın bir anda emr-i hak vaki olur, ölürüz. Her şey darma dağınık kalmasın. Hiç değilse insanlarımızın elinde şöyle derli toplu bir belge bulunsun diye, bir süredir yazılarımı birer e-kitap haline getirmeye çalışıyorum. Hamd olsun, tamamladım.

Teknoloji, çok hızlı gelişiyor. Ayak uyduramayan yaya kalıyor. Önceleri kocaman kasalı, kocaman monitörlü masaüstü bilgisayarlar vardı. Derken araya dizüstü bilgisayarlar girdi. Sonra Avuçiçi Bilsayarlar, NetBook'lar çıktı. Sonra da birkaç yıl içinde bu Netbook'lar tabletlere dönüşüverdi. Cep telefonlarının yerini, akıllı telefonlar aldı. Tabii cihazlardaki bu değişmelere yazılımlar da ayak uyduruyor. Ekranda sabit alanlı e-kitap formatlarının yerini, kendisini ekrana uydurabilen yeni e-kitap formatları aldı. Artık tabletler, akıllı telefonlar gibi taşınabilir cihazlar, .mobi veya .prc uzantılı bu formatları kullanıyor. Şimdi ben kitaplarımı bu formatlarda e-kitap haline getirmez isem onları kim okur? Tabii yeni donanım ve yeni yazılım demek, yeni bilgi, yeni öğrenme, yeni sorunlar demek. Bu sorunlar okuyucu için de aynı şekilde söz konusu. Diyelim ki e-kitabı tabletine veya akıllı telefonuna indirdi. Nasıl okuyacak? O da bilgisayarına Mobipocket Reader'ı indirmesi gerek. Velhasıl her yeni teknoloji, herkes için yeni uğraşlar demek...

Şimdi bütün kitaplarımı, .chm, .pdf ve .prc formatlarında olmak üzere yeniden düzenledim ve www.esinti.biz'in anasayfasında değerli ziyaretçilerimin hizmetine sundum. İlgilenenler oradan indirebilirler.


# Son hedef: Bir köleler imparatorluğu

Değerli okuyucularım, sizlere bir süredir "Neler oluyor?" genel başlığı altında bir dizi yazı sunuyorum. Kuşkusuz bunlar, Küresel Derin Devletle ilgili olarak yazdığım önceki yazıları tamamlayıcı niteliktedir. Sanıyorum artık dünyada ve ülkemizde yüzyıllardır cereyan eden birçok olayın, öyle kendiliğinden ortaya çıkan olaylar olmadığı, bunların, belli bir amaçla, belli bir strateji çerçevesinde dünyayı ele geçirmeye çalışan belli bir ekip tarafından planlandığı, sevk ve idare edildiği herkes tarafından anlaşılmış bulunmaktadır.

Bu ekibin son hedefi Vaat edilmiş topraklar adını verdikleri Nil ile Fırat arasındaki bölgeyi ele geçirerek başkenti Kudüs olan ve tamamen kendileri tarafından yönetilen müstebit (despot, baskıcı) bir dünya imparatorluğu kurmaktır. Daha doğru bir anlatımla, bütün insanların karın tokluğuna çalıştığı bir "köleler imparatorluğu". Yazık ki hedeflerine önemli oranda yaklaşmışlardır.

Bütün dinleri birleştireceklermiş. Yalan söylüyorlar. Bütün dinleri yok edip, materyalist şeytanî Kabalist felsefeyi insanlara din olarak yutturmaya çalışıyorlar. Şu andaki en büyük hedefleri de İslam'dır. İslam'ın asli niteliklerinden uzaklaştırılıp sulandırılmasının adını da dezislamizasyon koymuşlardır. İşe yüzyılllardır İslam'ın yeryüzündeki resmi temsilcisi durumunda bulunan Türkiye'den ve Türklerden başlamak gerektiğini kendileri ifade ediyorlar. Bir önceki röportajdaki D. Rockefeller'ın sözlerini hatırlayın:

"İslamiyeti yıkmak istiyorsak önce Türkiye’den başlamalıyız."


# Türkiye, ameliyat masasında

Değerli okuyucularım, sizlere bilgi kabilinden sunduğum alıntılardan da anlamışsınızdır ki CFR (Dış İlişkiler Konseyi) adı altında örgütlenmiş bulunan bu ekibin, dünyadaki etkinlikleri, illuminati (aydınlanma) ve Mason örgütleri tarafından organize edilip gerçekleştirilmektedir. Bunlar, her ülkede başbakanlık ve bakanlıklara danışmanlar olarak yerleşip o ülkenin bütün toplumsal ve idari hayatını felce uğratacak kanunların çıkarılmasını, ülkeyi felakete sürükleyecek kararların alınmasını sağlamaya çalışmaktadırlar. En büyük yardımcıları, medyadır. Çoğu kere de bu işler, demokrasi, daha fazla hürriyet, özgürlükler, kadın hakları, etnik haklar, insan hakları gibi güzel sloganlar altında yapılarak insanlar kandırılmaktadır. Koskoca Osmanlı Devletini bu sloganlarla 8-10 yıl içinde yerle bir etmişlerdir. Şimdi de hedeflerinde güzel yurdumuz ve bu güzel yurdun saf ve temiz kalbli insanları vardır.

Değerli dostlarım, belki çok tekrar oluyor ama bazı şeyleri çok iyi kavrayıp beyinlerimize nakşetmemiz gerekmektedir:

Bütün güçlerinin temel kaynağı "PARA"dır. Onun için bütün ülkelerde, o ülkelerin ekonomilerini denetlemeye ve kendilerine kaynak aktarmaya imkân verecek yasal düzenlemeler yaptırmaya çalışmaktadırlar. Bankacılık, para, finans ve ödeme sistemleri milli olmayan hiçbir devletin bunlarla uğraşması mümkün değildir. O sebeple ülkesini selamete çıkarmaya çalışan iyi niyetli her devlet adamının önce milli iletişim, para ve ödeme sistemlerini kurmaya çalışması vazgeçilmez bir kuraldır.


# Her ülkede, o ülkenin kaynakları kullanılıyor

Çeşitli ülkelerde birçok olayı oluşturup yönetmeye çalışan bu insanların kullandıkları temel araçlar, medya, bankacılık sistemi, danışmanlar, istihbarat örgütleri, sivil toplum kuruluşları ve eli silahlı tedhiş örgütleridir. Gerektiğinde NATO gibi askeri paktları da devreye sokmaktadırlar.

Her ülkede gerçekleştirdikleri her işte, bunlar, genel olarak o ülkenin insanlarını, o ülkenin parasını, o ülkenin kaynaklarını, o ülkenin askerini, o ülkenin yöneticilerini, o ülkenin medyasını kullanmaktadırlar. Demek ki içimizde, ekmeğini yediği, suyunu içtiği, olanaklarını kullanarak huzur içinde yaşadığı bu güzel vatana ihanet edecek hainler olmasa, bunlar hiçbir şey yapamazlar. Ama yazık ki bunlara hizmet edecek, para, mal ve makam düşkünü aşağılık insanlar her zaman bulunmaktadır. Birçok iyi niyetli insan da kullanıldığının farkında olmayarak bunların kötü amaçlarına hizmet etmektedir. Bilhassa yönetim kademesinde bulunan kişiler, yaptıkları her işin, sonunun nereye varacağını çok iyi hesap etmelidirler. Tabii bu sözümüz iyi niyetli insanlar içindir. Her şeyi bilerek yapan aşağılık vatan hainlerine söyleyecek bir şey yoktur.


# Temel yöntem: "Önce sorun çıkar, sonra çözüm öner"

Bunların yüzyıllardır kullandıkları yöntemler ise hiç değişmemiştir. Öyle olduğu halde tarih okumadıkları için tarihî olaylardan ibret almayan birçok devlet adamı, her zaman bunların tongalarına düşmektedir. Kendi itiraflarından da anlaşıldığı gibi kullandıkları en temel yöntem, "ordo ab chaos" yani "önce karışıklık çıkar, sonra düzen öner" yöntemidir. Yani önce ekonomik bunalımlar oluşturularak, insanlar taraflara bölüp birbirlerine karşı kışkırtılarak, ya da provakatörler ve tedhiş örgütleri aracılığıyla olaylar ve karışıklıklar çıkartılarak insanlar canlarından, mallarından, yerlerinden yurtlarından yoksun bırakılıp bıktırılmakta, sonra da kurtuluş havarisi kesilip kendi amaçları doğrultusunda düzenlemeler önerilerek istenilen amaç sağlanmaktadır. Tıpkı şimdiki bizim Çözüm Sürecinde olduğu gibi... Ya da Arap Baharı diye insanlara yutturdukları yüzbinlerce insanın ölümüyle sonuçlanan ortadoğu düzenlemelerinde olduğu gibi...

Her gün bir başka numara ile insanlarımızın karşısına çıkan bu uluslararası fitne şebekesinin, bu vicdansızların şerrinden, Allah (c.c.), Aziz Milletimizi ve bütün insanlığı muhafaza eylesin.

Allah'a emanet olunuz.