022  Ulu Allah'ın sübutî sıfatları -1-


Değerli Okuyucularım,

Allahü Tealâ'nın, kendi Ulu Zatından başka diğer hiçbir varlıkta bulunmayan ve yalnız kendi zatına mahsus olan Zatî Sıfatları yanında bir de "Sübutî Sıfatlar"ı vardır. Zatî sıfatlarından farklı olarak bu sıfatlarından, bu meziyetler hakkında bir fikir edinmeleri ve kendi hayatî ihtiyaçlarını karşılamaları için, kısmen, insana ve yarattığı diğer bazı canlılara da ihsan etmiştir. Ancak bu sıfatların yaratılmış varlıklarda bulunan niteliklere benzemesi, yalnız anlam ve işlev yönüyledir. Yoksa yaratılmış varlıklarda bulunan sıfatlar, mahiyetleri itibariyle asla Allahü Tealâ Hazretleri'nin zatındaki sıfatlar ile karşılaştırılamazlar. Allahü Tealâ, mutlak bir varlıktır. O'nun her sıfatı da, kendi varlığı gibi mutlak, tüm mükevvenatı kapsayıcı, ezelî ve ebedîdir. Halbuki yarattığı varlıklara verdiği bütün özellik, nitelik ve yetenekler, yalnız onların kendi biyolojik ihtiyaçlarını karşılayacak bir oranda, sınırlı, sonlu ve geçicidir.

Bu Sübutî Sıfatlar şunlardır:

  1. Hayat (diri olması)
  2. İlim (bilgi sahibi olması)
  3. İrade (istediğini yapabilmesi)
  4. Kudret (güç ve kuvvet sahibi olması)
  5. Sem (işitmesi)
  6. Basar (görmesi)
  7. Kelâm (konuşması)
  8. Tekvin (yaratması, var etmesi)

Şimdi bunları biraz daha ayrıntılarıyla sizlere açıklamaya çalışacağım.

Yaratan'ın zatî sıfatları kuşkusuz yalnız O'na mahsustur. Yarattığı başka hiçbir yaratıkta bulunmaz. Sübutî sıfatlarından ise kısmen diğer yarattıklarına da ihsan etmiştir. Yani Yaratan görür, işitir; insan ve diğer yaratıklar da görür ve işitirler. Ama nasıl ki yapay bir kameranın görmesi ile insanın görmesi aynı değilse; yaratıkların görüp işitmeleri ile Yaratan'ın görüp işitmesi de aynı değildir. Yaratan, mutlak bir varlıktır, O'nun sıfatları da mutlaktır; her şeyi kapsayıcı, sınırsız, ezelî ve ebedîdir. Halbuki yaratıklar, varlıkları Allahü Tealâ'nın varlığına bağlı, O'nun sayesinde ayakta kalan izafi varlıklardır. O sebeple onların sıfatları da Yaratan'ın sıfatlarının aynısı olmayıp O'nun ihsan buyurduğu oranda onların bir temsilidir; izafî, kısmî, sınırlı, geçicidir.

Yaratılmış şeylerin kendi varoluşları, nasıl ki mutlak gerçek olan Allahü Tealâ'nın lûtuf ve ihsanı oranında ise, onların bu sıfatları da aynı şekilde Allahü Tealâ'nın lûtuf ve ihsanı orandadır.


• Allah (c.c), diridir (hayat)

Allah (c.c), diridir. Fakat bu dirilik, yaratılmış şeylerin diriliği gibi değildir. Yaratılmış şeylerin diriliği, Allah'ın onların ihtiyaçlarını gidermesine ve onlara gerekli enerjiyi vermesine bağlıdır. Meselâ, beslenemezlerse, oksijen sağlayamazlarsa veya su ihtiyaçlarını karşılayamazlarsa, hayatiyetleri son bulur. Etkin bir faaliyette bulunduklarında yorulurlar, dinlenme ihtiyacı duyarlar. Uyurlar, uyuklarlar. Halbuki Allah'ın diriliği, kendindendir. Ezelî ve ebedîdir. Sınırsızdır. Bu dirilikte eksilme, azalma, sonlanma olmaz.

"Ölümsüz, daima diri olan Allah'a güvenip dayan." [Furkan, 58]

"Allah, O'ndan başka tanrı olmayan, kendisini uyuklama ve uyku tutmayan, diri, her an yaratıklarını gözetip durandır. ..." [Bakara, 255]


• Allah (c.c.), ilim sahibidir (ilim).

Allah (c.c.), ilim sahibidir. Allah'ın ilmi, sonsuzdur. Ezelî ve ebedîdir. Tüm madde ve mânâ alemlerini kapsar. Allah (c.c.), geçmişte olanları bildiği gibi gelecekte olacakları da bilir. Görünenleri bildiği gibi, görünmeyen gizli şeyleri de bilir. O'na göre gizli ve kapalı olan hiçbir şey yoktur. Gizli açık her şeyi O yaratmıştır. Nasıl ki karmaşık bir makineyi yapan bir kişi, o makinenin tüm bilgisine sahip ise, Allahü Tealâ da yarattıklarının tüm bilgisine vâkıftır.

"Yaratan hiç bilmez mi?" [Mülk, 14]

"Allah, her şeyi bilir." [Hucurat, 16]

"Allah, onların işlediklerini ve işleyeceklerini bilir." [Bekara, 255]

O, bizim vücudumuzda cereyan eden her olayı ve süreci bildiği gibi, zihinlerimizden geçen düşüncelerimizi, kalblermizdeki niyetlerimizi de bilir.

"Yaratan, sinelerde olanları da bilir. Yaratan hiç bilmez mi?" [Mülk, 13-14]

Onun için kalblerimize iyi sahip olmalı, hiçbir an edepden uzak olmamalıyız.

Biz, ancak, beş duyumuz ile algılayabildiğimiz şeyleri bilebiliriz. Bizim gibi yaratıkların bilgileri, sınırlıdır. Beş duyumuz dışında kalan şeyleri de büyüteç, mikroskop, teleskop, digital makineler gibi araç ve gereçlerle öğrenmeye çalışırız. Kalblerden geçenleri bilemediğimiz gibi, zaman ve mekan bakımından bulunduğumuz durumdan çok uzak bir noktada olanları da bilemeyiz. Fakat Allah (c.c.), her şeyi bilir.

İnsanın bilgisi, Allah'ın bildirdiği kadardır; Allah'ın izin verdiği ile sınırlıdır.

"Onların işlediklerini ve işleyeceklerini bilir, dilediğinden başka ilminden hiçbir şeyi kavrayamazlar." [Bakara, 255]

Durum böyle iken, bazı kişilerin sahip olduklarına, yani Allah'ın kendilerine lûtfettiğine güvenerek Allah'a kafa tutmaları ne haddini bilmezliktir!


• Allah (c.c.) istediğini yapar (irade)

Allah (c.c.) istediğini yapar. O'nun istediği olur, istemediği olmaz. Yaptıklarından hiç kimseye karşı sorumlu değildir. Hiçbir kimse, hiçbir şey için O'nu zorlayamaz. Bir şeyi yapmak için düşünmeye, planlamaya, projelendirmeye ihtiyacı yoktur. Düşünme, akıl, muhakeme gibi şeyler, Allahü Tealâ'nın insana mahsus olarak yarattığı yeteneklerdir. Yani insanla birlikte sonradan yaratılmış şeylerdir. Allahü Tealâ'nın herhangi bir şeyi yapmak veya yaratmak için bunlara ihtiyacı yoktur. O'nun dilemesi yeter.

"Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Dilediğini yaratır, ..." [Şura, 49]

"O, yaptığından sorumlu değildir, onlar ise sorumlu tutulacaklardır." [Enbiya, 23]

"Bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz sadece ona 'Ol' dememizdir ve hemen olur." [Nahl, 40]

Allah'ın iradesi, mutlak, her şeyi kapsayan, külli bir iradedir. Evrende trilyonlarca şeyi aynı anda istemekte, yapmakta, yaratmaktadır. Bunlar O'na zor gelmemektedir.

Yaratıkların iradesi ise, izafi, sınırlı, cüz'i bir iradedir. İzafidir, çünkü Allahü tealanın külli iradesine bağlıdır. O istemezse hiçbir şeyi yapamazlar. Sınırlı ve cüzidir, ancak belli bir zamanda belli bir şeyi yapabilirler.

Allah'a emanet olunuz.

Dr. İsmail Ulukuş

(Devam edecek)