Tevbe ve İstiğfar

DR. İSMAİL ULUKUŞ

Değerli okuyucularım, tevbe, bir müslümanın yaptığı kötü işlere nedamet duyup pişman olarak yenidten Rabbine dönmesi demektir. Tevbenin bir kalble ilgili görünmeyen yönü (nedamet ve pişmanlık) bir de sözle ilgili görünen yönü (istiğfar) vardır. Resulullah (s.a.v.) Efendimiz:

"Günahlara pişmanlı, tevbedir." [Hâkim] buyurdu.

Günahlara devam edip dururken pişmanlık duymadan ağzıyla istiğfar eden ise Rabbiyle alay etmiş olur: Hadıs-i şerifte:

"Günaha devam edip, diliyle istiğfar eden, Rabbiyle alay etmiş sayılır." [Beyhekî] buyruldu.

Genel ve ayrıntılı bir tevbe için euzu besmeleyi müteakip Allah'a hamd edilip Resulullah'a salavat okunduktan sonra:

Estağfirullah, estağfirullah, estağfirullah el-azim, el-kerim, ellezi lâilâhe illa hû, el-hayye'l-kayyume ve etûbü ileyh.

Tevbe Ya Rabbi (3 defa)

Ya Rabbe'l-âlemin, bulûğa erdiğim andan şu ana kadar benden şirk, küfür, inkâr, isyan, nifak, fitne, zulüm, yalan, farkında olduğum olmadığım, gizli açık, büyük küçük her ne günah sadır oldu ise ben onların hepsine tevbe ettim. Nadim ve pişman oldum. Bir daha işlememeye azm ü cezm ü kast ettim. Ya Rabbi, günahlarımı bağışla ve bu aciz kulunu bir daha onlara döndürme!

Tevbe Ya Rabbi, estağfirullah. Tevbe-i nasuh ile tevbeler olsun estağfirullah. Estağfirullah el-azim, el-kerim, ellezi lâ ilâhe illa hû, el-hayye'l-kayyume ve etûbü ileyh; tevbete abdin zalimin linefsihi lâ yemliku linefsihi mevten ve lâ hayaten ve lâ nuşura, ve es'eluhu't-tevbete ve'l-mağfirete ve'l-hidayete lena, innehu hüve't-tevvabu'r-rahim, denilir.